24 Mart 2020 Salı

The Good Place (İyi Yer)



Öldükten sonra başımıza ne geleceğini kim bilebilir?

Din öğretilerine göre iyilik bu dünyada insanoğlunun temel görevidir. Bu göreve karşı sorumluklarını yerine getirenler cennetle müjdelenirken; sorumsuzca davrananlar, görevi ihmal edenler ya da emre itaatsizlik edenler de cehennemde yanacaklarına dair uyarılırlar. Kimse cehenneme gitmek istemediğine göre de hem iyiler hem de kötüler illa ki cennete gitmek ister.  

Eleanor Shellstrop da öldükten sonra kendini bir bekleme salonunda uyanırken bulur. Karşısında duran Michael ona öldüğünü ve az önce “öteki tarafta” yeniden uyandığını ve “İyi Yer”e gideceğini söyler.

İyi Yer Nasıl Bir Yer?

Tüm kutsal, dini mitlerde duyduğumuz ve bildiğimiz, her istediğinizin size sunulduğu yerdir İyi Yer. Bu konuda kimse bir hayal kırıklığı yaşamıyor dizide. Ya da yaşamamalı…

Cennet deyince hepimiz cinsiyetimize göre ya Huri ya da Nuri beklentisine gireceğiz. Öyleyse İyi Yer de bu taahhüdü karşılamalı. Fakat, İyi Yer size fantezilerinizdeki Huri’yi veya Nuri’yi değil, Dünya üzerinde geçirdiğiniz süredeki davranışlarınızın bir muhasebesi sonucunda sahip olduğunuz net puana göre veri tabanından ruh eşi eşleştirmesi yapıyor. İyi Yer’de herkes ruh eşi ile sonsuza kadar yaşıyor. Hem de hayalindeki evde… Hem de başka hiçbir eksiği olmadan, arzuları da anında karşılanarak… İyi Yer’de bu şartlarda yaşayan 322 kişi var…

Zurnanın Zırt Dediği Yer…

Sorun nerede peki? Sorun Eleanor’un buraya yanlışlıkla gelmiş olması. Bu nedenle herkesten farklı olarak onun bir ruh eşi yoktur. Eleanor buradaki yaşantısında burada yanlışlıkla bulunduğu gerçeğini herkesten saklamaya çalıştıkça orayı bir cehenneme çevirdiğini fark eder. Ve sorgulamaya, düşünmeye başladıkça bunun altında başka şeyler olduğunu öğrenir.

Diziyi izlemeyenler için çok fazla spoiler vermemek adına konuyu burada kestirip atıyorum ama şunu söyleyerek meramıma geçeceğim: Eleanor’a İyi Yer’de gerçekten iyi bir insan olmasına yardım etmek için gönüllü olan ve tam bir dürüstlük timsali olan Chidi adında bir Ahlak Felsefesi Profesörü vardır…


Etik Bakış Açısı

Chidi’nin temsil ettiği Etik Bakış Açısı ile dizi izleyicileri tüm yaşamları boyunca davranışlarının etik olup olmadığını düşünmeye sevk ediyor.

Dizinin yaratıcısı Michael Schur, inanışlar ve çeşitli inanç gruplarını araştırdıktan sonra diziye bir takım dini elementler de ekleme niyetindeymiş ancak bu niyetinden vazgeçip, tüm inanışları ve din dışı öğeleri içeren bir konsept oluşturmaya karar vermiş. “Araştırma yapmayı bıraktım; çünkü fark ettim ki, bu etik davranışların türleriyle ilgili, dini kurtuluşla ilgili değil. Bu şov herhangi bir taraf tutmuyor, dizideki insanlar her ülke ve dinden insanlardan oluşuyor.” diyen Schur dizinin geçtiği yer olan San Marino, California’nın, farklı kültürleri içeren bir yer olduğunu ve farklı geçmişlere sahip olan insanların hangi dine mensup olduklarına  aldırmadan birbirleri ile yaşadığını da belirtmiş.

Bu ayrımcı ve ötekileştirici düşüncelerden arındığında, etik değerlere göre yaşadığında, insanların iyilikten başka seçeneklerinin kalmadığını ispatlayan dizinin en önemli özelliği cennet veya cehennem fark etmeksizin tüm karakterleri, olayları bir mizahi unsura dönüştürme başarısı.

Çok nitelikli esprilerle süslenmiş dizinin her bölümü maksimum 23 dakika ve izlemesi öyle keyifli ki, insan kendini üst üste 3 bölümle 1 saatlik bir keyiften alıkoyamıyor.

Diziyi izledikten sonra da benim şahsi çıkarımım dürüst ve vicdanlı, erdemli ve etik kurallara uyarak yaşamanın zaten bu dünyayı cennete dönüştürecek olması. Bir başka cennet beklentisine girmeden yaşadığımız yeri cennet yapabilmenin bizim elimizde olduğunu göstermesi. Bununla beraber bir an bile etik dışı bir davranışta bulunmanın birbiriyle bağlantılı kötü sonuçlar doğuracağını fark ettirmesi.

Sizlere hiçbir şekilde şiddete başvurmadan tavsiye ederim. Bu zor günlerde bir alternatife olur belki…

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder