Öldükten sonra
başımıza ne geleceğini kim bilebilir?
Din öğretilerine
göre iyilik bu dünyada insanoğlunun temel görevidir. Bu göreve karşı sorumluklarını
yerine getirenler cennetle müjdelenirken; sorumsuzca davrananlar, görevi ihmal
edenler ya da emre itaatsizlik edenler de cehennemde yanacaklarına dair
uyarılırlar. Kimse cehenneme gitmek istemediğine göre de hem iyiler hem de
kötüler illa ki cennete gitmek ister.
Eleanor Shellstrop
da öldükten sonra kendini bir bekleme salonunda uyanırken bulur. Karşısında
duran Michael ona öldüğünü ve az önce “öteki tarafta” yeniden uyandığını ve “İyi
Yer”e gideceğini söyler.
İyi Yer Nasıl
Bir Yer?
Tüm kutsal, dini
mitlerde duyduğumuz ve bildiğimiz, her istediğinizin size sunulduğu yerdir İyi
Yer. Bu konuda kimse bir hayal kırıklığı yaşamıyor dizide. Ya da yaşamamalı…
Cennet deyince
hepimiz cinsiyetimize göre ya Huri ya da Nuri beklentisine gireceğiz. Öyleyse İyi
Yer de bu taahhüdü karşılamalı. Fakat, İyi Yer size fantezilerinizdeki Huri’yi
veya Nuri’yi değil, Dünya üzerinde geçirdiğiniz süredeki davranışlarınızın bir
muhasebesi sonucunda sahip olduğunuz net puana göre veri tabanından ruh eşi
eşleştirmesi yapıyor. İyi Yer’de herkes ruh eşi ile sonsuza kadar yaşıyor. Hem
de hayalindeki evde… Hem de başka hiçbir eksiği olmadan, arzuları da anında
karşılanarak… İyi Yer’de bu şartlarda yaşayan 322 kişi var…
Zurnanın Zırt
Dediği Yer…
Sorun nerede
peki? Sorun Eleanor’un buraya yanlışlıkla gelmiş olması. Bu nedenle herkesten
farklı olarak onun bir ruh eşi yoktur. Eleanor buradaki yaşantısında burada
yanlışlıkla bulunduğu gerçeğini herkesten saklamaya çalıştıkça orayı bir
cehenneme çevirdiğini fark eder. Ve sorgulamaya, düşünmeye başladıkça bunun
altında başka şeyler olduğunu öğrenir.
Diziyi
izlemeyenler için çok fazla spoiler vermemek adına konuyu burada kestirip
atıyorum ama şunu söyleyerek meramıma geçeceğim: Eleanor’a İyi Yer’de gerçekten
iyi bir insan olmasına yardım etmek için gönüllü olan ve tam bir dürüstlük
timsali olan Chidi adında bir Ahlak Felsefesi Profesörü vardır…
Etik Bakış Açısı
Chidi’nin temsil
ettiği Etik Bakış Açısı ile dizi izleyicileri tüm yaşamları boyunca
davranışlarının etik olup olmadığını düşünmeye sevk ediyor.
Dizinin
yaratıcısı Michael Schur, inanışlar ve çeşitli inanç gruplarını araştırdıktan
sonra diziye bir takım dini elementler de ekleme niyetindeymiş ancak bu niyetinden
vazgeçip, tüm inanışları ve din dışı öğeleri içeren bir konsept oluşturmaya
karar vermiş. “Araştırma yapmayı bıraktım; çünkü fark ettim ki, bu etik
davranışların türleriyle ilgili, dini kurtuluşla ilgili değil. Bu şov herhangi
bir taraf tutmuyor, dizideki insanlar her ülke ve dinden insanlardan oluşuyor.”
diyen Schur dizinin geçtiği yer olan San Marino, California’nın, farklı
kültürleri içeren bir yer olduğunu ve farklı geçmişlere sahip olan insanların hangi
dine mensup olduklarına aldırmadan
birbirleri ile yaşadığını da belirtmiş.
Bu ayrımcı ve
ötekileştirici düşüncelerden arındığında, etik değerlere göre yaşadığında,
insanların iyilikten başka seçeneklerinin kalmadığını ispatlayan dizinin en
önemli özelliği cennet veya cehennem fark etmeksizin tüm karakterleri, olayları
bir mizahi unsura dönüştürme başarısı.
Çok nitelikli
esprilerle süslenmiş dizinin her bölümü maksimum 23 dakika ve izlemesi öyle
keyifli ki, insan kendini üst üste 3 bölümle 1 saatlik bir keyiften alıkoyamıyor.
Diziyi izledikten
sonra da benim şahsi çıkarımım dürüst ve vicdanlı, erdemli ve etik kurallara
uyarak yaşamanın zaten bu dünyayı cennete dönüştürecek olması. Bir başka cennet
beklentisine girmeden yaşadığımız yeri cennet yapabilmenin bizim elimizde
olduğunu göstermesi. Bununla beraber bir an bile etik dışı bir davranışta
bulunmanın birbiriyle bağlantılı kötü sonuçlar doğuracağını fark ettirmesi.
Sizlere hiçbir
şekilde şiddete başvurmadan tavsiye ederim. Bu zor günlerde bir alternatife olur
belki…






Hiç yorum yok:
Yorum Gönder