27 Eylül 2020 Pazar

Oyunların Eğitime 7 Katkısı

Bir genç 21 yaşına geldiğinde, ortalama 10.000 saat oyun oynamıştır - bu, öğrenim hayatı boyunca okulda geçirdiği süre ile aynıdır ve aynı zamanda Malcolm Gladwell'in ilk olarak 2008 yılında basılan “Outliers” adlı kitabında başarıyı getirdiğini öne sürdüğü iki etkenden biri olan “bir konuda uzmanlaşmak için en az 10.000 saat üzerinde çalışılması gerektiği” şartının da sağlanması anlamına gelir.



Peki çocuklar neden oyunlardan bu kadar keyif alarak bunca zamanını oyun içinde geçiriyor? Aşağıda, çocuklara okul deneyimini daha ilgi çekici hale getirmek için yararlanabileceğimiz, oyunlara entegre edilmiş yedi psikolojik mekanik bulunmaktadır.

1 - Özerklik

Farklı şekillerde hareket etme, keşfetme ve yaratıcı olma özgürlüğü, çocuklara özerklik vererek onları bir oyuna bağımlı hale getiriyor.

Öğrencilere nasıl öğrendikleri ve sorunları çözecekleri konusunda daha fazla denetim vererek, derslere ve ödevlere nasıl yaklaşabilecekleri konusunda daha fazla seçenek sunarak, eğitimlerine yaptıkları yatırımları artırabilir ve bunu onlar için daha kişisel bir hale getirebiliriz.

Böylece çocuklar kontrolün onlarda olduğunu düşündüklerinden öğrenmek için daha motive olurlar.

2 - Yeterlilik

Her oyun, çocukların ustalaşması gereken belirli bir kurallar ve mekaniklere sahiptir. İyi oyunlar zorluk açısından bir denge sağlar; eğer bir meydan okuma çok kolaysa, ilgimizi kaybederiz. Ancak zor ama çok da zor olmayan zorluklar, sebatla başarılı olabileceğimiz fikrini teşvik ederek bizi motive ediyor.

Aynı fikir öğrenmek için de geçerlidir. Öğretmenler, öğrencilerin ilgisini çekecek kadar zor ama ustalaşabileceklerini düşündükleri zorluklar sağlamalıdır. Bu, çocukların aktiviteden bunalmış hissetmelerini önleyerek onları uygulamayı tamamlamak için teşvik eder.

3 - Sosyal ilişkiler

Oyunlar genellikle çocuklara rekabet veya işbirliği yoluyla diğer insanlarla etkileşim kurma şansı verir. Sinirsel aktivite, beyne hem yüz yüze hem de çevrimiçi sosyal ilişkilerin eşit derecede gerçek hissettiğini gösteriyor.

Bu, genel olarak sınıf kültürünün büyük bir parçasıdır. Çocuklar bir anlamda zaten sınıflar içinde “rekabet halindeyken”, onlara birlikte nasıl çalışacaklarını öğretmeye daha fazla odaklanılması gerekiyor. Sosyal olmak, bilgi oluşturmak ve dünya görüşlerimizi genişletmek için çok önemlidir. Kavramlar etrafındaki tartışmalar, öğrencilerin kendi kavramsal modellerini ortaya çıkaran (veya onu yeniden şekillendiren) akranlarına karşı fikirlerini sorgulamalarına olanak tanır. Öğretmenlerin bu sosyal etkileşimleri öğrenme etkinlikleri etrafında beslemesi ve yapılandırması gerekir. Sosyal etkileşimler yoluyla çocuklar, derslerinde motivasyonun büyük bir parçası olarak anlam bulurlar.

4 - Keşif

Oyunların bir diğer önemli kısmı da keşiftir. Sanal bir dünyayı keşfederek, çocuklar meraklarını tatmin etme ve bunun onları nereye götürdüğünü görme şansı yakalar. Bazen bir ejderhanın ininde, bazen de bir hazine mahzeninde…

Bu merak öğrenmek için de önemlidir, ancak çocuklara her zaman doğal gelmez. Proje tabanlı öğrenmeyle pratik yapmak veya öğrencilerin çalıştıkları ile günlük yaşamlarından halihazırda bildikleri ve sevdikleri şeyler arasında bağlantılar kurmak, onlar için bu ampulü yakmaya yardımcı olabilir.

5 - Sürpriz

Sürpriz, çocukları ekranlarına yapıştıran başka bir oyun unsurudur. Bu, her şey olabilir ve heyecan verici sürprizler oyunculara hazırlıklı olmayı öğretir.

Çocukları bir çalışma kağıdındaki problemlerde değil, öğrenme ve faaliyetlere yeni ve farklı yaklaşımlar geliştirmeleri sürecinde yeni zorluklarla tanıştırmak önemlidir. Aksi halde rutin geçecek olan derslere biraz sürpriz eklemek, sınıftaki enerjiyi artırabilir ve merak uyandırabilir, bu da onların öğrenmelerine daha fazla yatırım yapmalarını sağlar. Ayrıca öğrencilere, önlerine çıkan her türlü zorluğun üstesinden gelebileceklerini göstererek güven oluşturmaya yardımcı olur.

6 - Geri bildirim

Oyunlar, çocuklara nasıl yaptıklarıyla ilgili sürekli geribildirim veriyor. Başarılı olurlarsa, seviye atlarlar, yeni güçlerin kilidini açar ve yeni alanlara ulaşırlar. Yanlış bir adım atarlarsa, "oyun biter". Eğlence oyuncuları bayılır, altın kaybederler ve son kontrol noktasına geri gönderilirler ama yine de başarılı olmak için her zaman bir şans daha bulurlar.

Çocukların hem davranışlarının şekillenmesi hem de öğrenmeleri açısından eğitimde de anlık, düzenli geribildirime ihtiyaçları vardır. Öğrencilerle problemler üzerinden konuşmak, düşünce süreçlerini değerlendirmeye ve gerektiğinde onları düzeltmeye yardımcı olabilir. Ek olarak, çocuklar birbirlerine yapıcı geri bildirimde bulunabilir ve bu da öğrenmenin sahiplenilmesine yardımcı olabilir. Geri bildirimi otomatikleştirmenin yollarını bulmak önemlidir.

7- Hikaye anlatma

Son olarak; ama son olduğu için en az önemli olan değil, hikaye anlatımı. Çocuklar iyi bir hikayeye can atarlar ama en önemlisi oyunlar onların bu anlatının bir parçası olmalarına izin verir. Bir karakterin yapacağı gibi onu ilk elden tecrübe ederler ve hatta bazen sonucunu şekillendirmeye yardımcı olurlar.

Hikayeler, çocukların çok çeşitli duyguları deneyimlemesinin güvenli bir yoludur. Bu şekilde, çocukların öğrendiklerine daha geniş bir bağlam sağlamak - bunu yaşadıkları gerçek dünyayla ilişkilendirerek - eğitimlerinde söz sahibi olduklarını hissetmelerini sağlayabilir. Bu, bir ders kitabındaki bir şeyin kendi yaşamlarında nasıl şekillenebileceğini düşünmelerini isteyerek yaratıcılıklarına ve eleştirel düşünme becerilerine hitap eder.

Oyuna özgü pek çok farklı niteliklerden yararlanarak, öğrencileri öğrenmelerinde güçlendirebilir, motivasyonlarını ve sahiplenmelerini artırabilir ve sınıfı daha eğlenceli hale getirebiliriz. Daha da iyisi, öğrenmelerini derinleştirebilir ve onları okul dışında da karşılaşacakları zorluklara hazırlayabiliriz.

 



Hikaye Anlatıcısı ve Lideri Stephanie Carmichael’in Classcraft’daki makalesinden çevrilmiştir.

https://www.classcraft.com/blog/features/g4c-features/7-ways-video-games-fulfill-student-needs-in-education/

6 Eylül 2020 Pazar

In God We Trust

30 temmuz 1956 tarihinde ABD Kongresi'nin kararını dönemin başkanı Eisenhower'in imzalamasının ardından "E pluribus unum (out of many, one - Birlikten kuvvet doğar)" sloganının yerine seçilerek paranın arkasına yazılan ve "Tanrı'ya güveniriz" anlamına gelen bu slogan dinin metalaşmasının da yolunu açan en önemli olaylardan biridir.


Kongre kararın gerekçesini: 'özgürlüğe saldıran ve onu yok etmeyi amaçlayan emperyalist ve materyalist komünizme karşı soğuk savaş mücadelesinin verildiği bu meşum günlerde ABD'nin Tanrı'ya inanmaya devam ettikçe payidar kalacak bir ülke olduğu gerçeğini tüm ulusa tekrar hatırlatarak bir nevi ilahi önlem almak' olarak açıklamıştır.

Sonraki dönemlerde gelen başkanlardan Theodore Roosevelt'in "Tanrı'nın adının para üstünde olmasının tanrı'ya saygısızlık olacağı" üzerinden geliştirdiği muhalefet gibi pek çok karşı tutuma rağmen, ABD Hazine Bakanlığı'nın web sitesindeki bir yazıya göre bu hadisenin kaynağı, gelecek nesillere miras bırakılan her türlü para aracılığı ile inançlı bir toplum olduklarına dair işaretler bırakma arzusudur. Çünkü miras olarak bırakılabilecek ve pek çok şeyin kendisine dönüştürülerek değerlendirilebileceği en doğrudan araç paradır.

Çok hızlı bir biçimde dolaşıma girmesi ile de Devletin Resmi Sloganı'nın yayılmasına aracılık edecek olan para; yayılması dursa, depolansa, saklansa veya el değiştirme yolu ile de olsa gelecek nesillere en kolay aktarılacak nesnedir.

Güney Dakota ile birlikte ortalama 16 eyaletteki devlet okullarında görünen bir yere asılması zorunlu hale getirilen bu slogan bizdeki tüm düz liselerin İmam Hatip Lisesi yapılarak "dindar nesiller yetiştirme" niyeti ile açıklanan duruma benzerdir. ABD'de gençler arasında milliyetçiliği ve dindarlığı (Hristiyanlık) körüklediği için eleştiri konusu olurken bizdeki benzeri de Sünni bir Müslümanlık anlayışını körüklemiş, takip eden yıllarda toplum içerisinde, Türkiye tarihinde hiç olmadığı kadar ırkçı söylemlerle birlikte kadına ve çocuğa karşı istismar, şiddet, doğaya ve hayvanlara karşı vahşice yaklaşımları getirmiştir.

Dindar bir yaklaşımla Tanrı adının paranın üzerinde dolaştırılarak ekonomik unsurlara endekslenmesi  aynı zamanda bu yolla itibarsızlaştırılmasını da beraberinde getirmiştir. Kısacası, bir değerin itibarsızlaştırılmasına ve dinin metalaştırılmasına en güçlü örneklerden biri olmuştur. Öyle ki, bugün "dini imanı para" olan insanların güçlü ve erk sahibi kimselerin de "dininin ve imanının para olması" bunun bir ispatıdır.

Oysa yeryüzünde paylaşmayı, merhameti, şefkati, sevgiyi telkin etmeyen tek bir din bile yoktur. Hangi güce taparsanız tapın, hangi dine inanırsanız inanın benim inandığım tek bir şey vardır. "In science I trust!"

* Ben bilime inanır ve güvenirim.