6 Eylül 2020 Pazar

In God We Trust

30 temmuz 1956 tarihinde ABD Kongresi'nin kararını dönemin başkanı Eisenhower'in imzalamasının ardından "E pluribus unum (out of many, one - Birlikten kuvvet doğar)" sloganının yerine seçilerek paranın arkasına yazılan ve "Tanrı'ya güveniriz" anlamına gelen bu slogan dinin metalaşmasının da yolunu açan en önemli olaylardan biridir.


Kongre kararın gerekçesini: 'özgürlüğe saldıran ve onu yok etmeyi amaçlayan emperyalist ve materyalist komünizme karşı soğuk savaş mücadelesinin verildiği bu meşum günlerde ABD'nin Tanrı'ya inanmaya devam ettikçe payidar kalacak bir ülke olduğu gerçeğini tüm ulusa tekrar hatırlatarak bir nevi ilahi önlem almak' olarak açıklamıştır.

Sonraki dönemlerde gelen başkanlardan Theodore Roosevelt'in "Tanrı'nın adının para üstünde olmasının tanrı'ya saygısızlık olacağı" üzerinden geliştirdiği muhalefet gibi pek çok karşı tutuma rağmen, ABD Hazine Bakanlığı'nın web sitesindeki bir yazıya göre bu hadisenin kaynağı, gelecek nesillere miras bırakılan her türlü para aracılığı ile inançlı bir toplum olduklarına dair işaretler bırakma arzusudur. Çünkü miras olarak bırakılabilecek ve pek çok şeyin kendisine dönüştürülerek değerlendirilebileceği en doğrudan araç paradır.

Çok hızlı bir biçimde dolaşıma girmesi ile de Devletin Resmi Sloganı'nın yayılmasına aracılık edecek olan para; yayılması dursa, depolansa, saklansa veya el değiştirme yolu ile de olsa gelecek nesillere en kolay aktarılacak nesnedir.

Güney Dakota ile birlikte ortalama 16 eyaletteki devlet okullarında görünen bir yere asılması zorunlu hale getirilen bu slogan bizdeki tüm düz liselerin İmam Hatip Lisesi yapılarak "dindar nesiller yetiştirme" niyeti ile açıklanan duruma benzerdir. ABD'de gençler arasında milliyetçiliği ve dindarlığı (Hristiyanlık) körüklediği için eleştiri konusu olurken bizdeki benzeri de Sünni bir Müslümanlık anlayışını körüklemiş, takip eden yıllarda toplum içerisinde, Türkiye tarihinde hiç olmadığı kadar ırkçı söylemlerle birlikte kadına ve çocuğa karşı istismar, şiddet, doğaya ve hayvanlara karşı vahşice yaklaşımları getirmiştir.

Dindar bir yaklaşımla Tanrı adının paranın üzerinde dolaştırılarak ekonomik unsurlara endekslenmesi  aynı zamanda bu yolla itibarsızlaştırılmasını da beraberinde getirmiştir. Kısacası, bir değerin itibarsızlaştırılmasına ve dinin metalaştırılmasına en güçlü örneklerden biri olmuştur. Öyle ki, bugün "dini imanı para" olan insanların güçlü ve erk sahibi kimselerin de "dininin ve imanının para olması" bunun bir ispatıdır.

Oysa yeryüzünde paylaşmayı, merhameti, şefkati, sevgiyi telkin etmeyen tek bir din bile yoktur. Hangi güce taparsanız tapın, hangi dine inanırsanız inanın benim inandığım tek bir şey vardır. "In science I trust!"

* Ben bilime inanır ve güvenirim.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder